Sahte Bayrak Operasyonları

Askeri kuvvetlerin, istihbarat örgütlerinin ya da terörist grupların hepsi, konvansiyonel güçlerinin dışında bir strateji olarak aldatma teknikleri uygular. Burada hedeflenen; sahip olunan kuvvetler, amaç, strateji gibi bilgilerin karşı taraftan gizlenmesi, gerçeğin gözlerden saklanmasıdır. Bir başka amaç ise, savaşan tarafın kendi yandaşlarında, kendi ülke halkında veya dünya kamuoyunda bir rıza oluşturmasıdır. Bazen bu amaç, toplulukları veya hükümetleri kışkırtmak ve bir yöne doğru yönlendirmek için de kullanılır.

Bu tarz operasyonlar sahte bayrak, kontrgerilla, kirli savaş veya kara propaganda olarak adlandırılmaktadır. “Sahte Bayrak” olarak isimlendirilmesinin sebebi, geçmişte ahşap savaş gemileri döneminde bazı zamanlar gemi komutanlarının karşı tarafa sezdirmeden yaklaşabilmek için karşı tarafın bayrağını çekerek yaklaşma yapmasıdır. Bu durumda diğer gemi kendisine yaklaşan geminin bayrağına bakarak onu dost zanneder ancak atış mesafesine girdiğinde iş işten geçmiş olurdu. Bu aldatma yöntemi günümüzde illegal karanlık operasyonların genel isimlendirmesi halini almıştır. Bu operasyonları düzenleme konusunda dünya çapında üne sahip olan yapı ise, İngiliz Derin Devleti’dir. İngiliz derin devletinin yönlendirmesiyle, yakın tarihte düzenlenen iki sahte bayrak operasyonunu şöyle özetleyebiliriz:

1953 İran Darbe Girişimi: 1950’lerde İran’ın petrol gelirleri büyük oranda İngiltere’ye gidiyor ve İran halkı kendi öz kaynaklarından faydalanamıyordu. İran’ın petrol sanayisini kamulaştırma planlarından korkan İngiliz derin devleti, 1952’de darbe fikrini ortaya attı ve Amerika Birleşik Devletleri’ni, İran Başbakanı’nı devirmek için ortak bir operasyon başlatmaya zorladı. MI6, General Fazlollah Zahedi’yi Başbakan Muhammed Mossadegh’in yerine geçirmek için belirledi ve darbeden iki gün sonra gizlice General Zahedi rejimine 5 milyon dolar transfer etti. Bu sırada MI6 adına çalışan bazı İranlı işbirlikçiler bombalı eylemler gerçekleştirdiler. Amaç, ülkenin Müslüman halkını Mossadegh’e karşı kışkırtmaktı.

1957 Suriye Darbe Girişimi: İngiliz derin devleti Ağustos 1957’de Suriye yönetimini devirmek için terör örgütlerini ve bazı sahte bayrak operasyonlarını organize etti. Buna göre Suriye sınırında sahte kargaşalar oluşturulacak ve buna dayanarak bazı Batı bölgeler işgal edilecek, üst düzey hükümet görevlilerine de suikastler düzenlenecekti. Suriye hükümeti komşu ülkelere yönelik sabotajlar ve şiddet hareketleri düzenlemekle sorumlu gibi gösterilecek, İngiliz derin devleti tansiyonu yükseltmek için psikolojik ve operasyonel hünerlerini sergileyecekti. Yani iç ayaklanmaları körükleyecek, hapiste tutulan politik suçluları serbest bırakmaya çalışacak ve Suriye içinde çeşitli örgütleri hükümet aleyhine harekete geçirecekti.

2005 Londra Saldırıları: 7 Temmuz 2005’te Londra’da bir otobüs durağı ve metro hattında bombalı saldırılar gerçekleştirildi. İngiltere’nin 11 Eylül’ü olarak da adlandırılan saldırıdan sonra İngiliz hükümeti terörle mücadele yasalarında çeşitli değişiklikler yaptı, insan haklarında kısıtlamalar oldu, özellikle müslüman vatandaşlara yönelik baskılarda büyük artış yaşandı. İlerleyen yıllarda ortaya çıkarılan deliller, hükümetin suçladığı 4 müslüman intihar bombacısının olayla alakası olmadığını ve tüm operasyonun derin devlet kontrolünde gerçekleştirildiğini kanıtladı.

Dünya çapında çeşitli ülkelerin düzenlediği ve bugün artık ortaya çıkarılmış olan birçok sahte bayrak operasyonu vardır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Nazilerin 1933 yılında Alman Parlamento binasını ateşe vererek suçu muhaliflerin üzerine atması, Japonların 1931 yılında bir tren yolunda bomba patlatarak suçu Çinlilere atması ve bu sayede Mançurya’nın işgalini haklı göstermeye çalışması, 1950’lerde Gladyo tarafından İtalya’da ve bazı Avrupa ülkelerinde çeşitli suikastler gerçekleştirilerek suçun muhaliflere atılması gibi bir çok örnek önümüzdedir.

Buradan anlıyoruz ki, dünyada amaçlarına ulaşmak adına “kötülüğü örgütleyip düzenleyen” derin güçler bulunmakta. Bu güçler, hedeflerine ulaşmak amacıyla masum sivillerin hayatlarını kaybedeceği operasyonlar düzenliyor ve bu operasyonları başkaları düzenlemiş gibi göstererek yerel ve global medyada, halk nezdinde rıza üretmeye çalışıyorlar. Amaç kimi zaman derin yapının çıkarlarıyla çatışan bir hükümeti veya bir hükümet yetkilisini ortadan kaldırmak ya da bu hükümeti veya yöneticiyi itibarsızlaştırmak olurken, kimi zaman da bir etnik gruba veya bir sivil toplum kuruluşuna karşı halkta nefret uyandırmak oluyor. Bu operasyonların etnisiteye veya inanç gruplarına karşı düzenlendiği de sıkça görülmekte. Örneğin sahte kimlikli bir saldırgan kullanılarak eylem organize ediliyor ve bu kişi bir dine mensup, mesela Müslüman gibi gösterilerek yaptığı saldırı tüm Müslümanlara mal ediliyor. Saldırının yapıldığı ülkede Müslümanlara karşı halkta nefret oluşturulmak isteniyor ve Hükümetler de Müslümanların haklarını kısıtlayacak, onları sıkıntıya sokacak çeşitli uygulamalara mecbur bırakılıyor.

Dolayısıyla hem halkların hem de hükümetlerin çok dikkatli ve titiz olması, bu tarz sahte bayrak operasyonlarının hedefine ulaşmaması açısından çok büyük önem taşıyor. Tüm olayların en ince ayrıntısına kadar takip edilmesi, arka planda gizli kalabilecek detayların gözden kaçırılmaması, olayı ilk göründüğü haliyle değil ortaya çıkarılan tüm deliller ışığında değerlendirilmesi hayati önem arz ediyor. Bu şekilde bir bireye, bir etnik gruba, bir dini inanca veya bir ülkeye yapılabilecek haksızlıkların ortadan kaldırılması, en önemlisi, söz konusu kötülüğü örgütleyip düzenlemiş olan derin yapının amacına ulaşmasının önüne geçilmesi mümkün olacaktır.


Bedri Yılmaz

7 yaşına kadar İsviçre’de yaşamış, babasının doktora eğitiminin sona ermesiyle birlikte ailesiyle birlikte İstanbul’a gelmiştir. Fevziye Mektepleri Vakfı Özel Işık Lisesi’nden mezun olmuş, ardından İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İngilizce İktisat bölümünü bitirmiştir. Kocaeli Üniversitesi İşletme Fakultesi İşletme Yönetimi ve Organizasyonu yüksek lisans eğitimi görmüştür. İş hayatına üniversite süresince dış ticaret ile uğraşarak başlamış, özellikle ihracat alanında yoğunlaşmıştır. Ayrıca ev tekstili ithalatına yönelmiş, Türkiye’de bayiler ile bir dağıtım ağı oluşturmuştur. Ardından reklam ajanslarında yönetici pozisyonlarında faaliyet gösterdikten sonra ticari faaliyetlerine ara vermiş, çocukluktan beri merak saldığı fotoğrafçılık alanında uzmanlaşmaya karar vermiştir. Türkiye’nin birçok yerini fotoğrafçılık amaçlı gezmiş, fotoğraf ve video çekimi alanındaki çalışmalarını uzmanlık seviyesine taşımıştır. Havadan drone çekimleri, tanıtım filmleri, kamu spotları konularında prodüksiyon hizmetleri gibi alanlarda birçok proye imza atmıştır. Çevre Bakanlığı’nın doğal sit alanlarının fotoğraflanması, video çekimlerinin yapılması, Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü için İncesu Kanyonu’nun tanıtım filminin ve sosyal medya atağının yapılması, Fatih Belediyesi’nce Türkçe ve İngilizce olarak basılan “Fatih’in Sokaklarında Tarihe Yolculuk” isimli kitapta yer alan Fatih ve Eminönü sokaklarının çekimlerinin yapılması gibi projelerde yer almıştır. Fotoğrafları çeşitli karma sergilerde yer almış en son olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın sergisinde yer almıştır. Öte yandan çeşitli dernek ve vakıflarda faaliyet göstermekte, gönüllü olarak çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde bulunmaktadır. İFSAK (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği), Fotoğrafmetre, Gülümseyin Çekiyorum, Lotus Sanat, Art-Istannbul gibi fotoğrafçılıkla ilgili dernek ve gruplara üyeliği vardır. Sosyal medya yönetimi ve itibar yönetimi konularında uzmandır. Bu konulardaki bilgi birikimini Internet e-Business Company’nin (iebc.net) internet sitesinde ve kişisel sitesinde (bedriyilmaz.com.tr) blog yazılarıyla paylaşmaktadır.